HAKKIMIZDA

“Başarısız çocuk yoktur, doğru iletişim kurulamamış çocuk vardır.”

Bir öğrencinin ders çalışmaması, sürekli ertelemesi, telefonunu bırakamaması, sorumluluklarını geciktirmesi ya da okulda kendi kapasitesinin altında kalması çoğu zaman görünen sonuçtur.

Asıl mesele, o sonuca nasıl gelindiğidir.

Bazen öğrenci nereden başlayacağını bilmiyordur. Bazen uzun süredir başarısızlık yaşadığı için yeniden denemekten kaçınıyordur. Bazen aile içindeki konuşmalar dersin kendisinden daha yorucu hâle gelmiştir. Bazen de çocuğa yıllardır ona ait olmayan bir yöntem uygulanıyordur.

Bir öğrenciyi yalnızca notları, deneme sonuçları veya çalışma süresi üzerinden değerlendirmek bu nedenle eksik kalır. Çünkü çocuk okulun kapısından içeri yalnızca dersleriyle girmez. Evde yaşadıklarını, arkadaş ilişkilerini, korkularını, alışkanlıklarını, başarısızlıklarını, beklentilerini ve kendisi hakkında geliştirdiği düşünceleri de beraberinde getirir.

“Her çocuk bir sonuçtur.”

Bugün karşımızda gördüğümüz öğrenci bir anda oluşmadı. Çalışma alışkanlığı, kendine güveni, sorumluluk duygusu, aileyle kurduğu ilişki, başarısızlık karşısındaki tavrı, ekran kullanımı, arkadaş çevresi ve okul deneyimleri zaman içinde birbirine eklendi.

Bu nedenle yalnızca “Neden ders çalışmıyor?” sorusu yeterli değildir. Ne zaman çalışmamaya başladı? Çalışmaya oturduğunda ne oluyor? Yapamadığında ne hissediyor? Ailesiyle ders konusu nasıl konuşuluyor? Başarısızlıktan mı kaçıyor, yoksa nereden başlayacağını mı bilmiyor? Kendisinden beklenen hayatla kendi istediği hayat arasında ne kadar mesafe var?

Bir öğrenciyi anlamak, cevabı hazır cümlelerde değil, onun kendi hikâyesinde aramayı gerektirir.

Beyaz TV • Sabah Kahvesi

Medyada Ali Kış

“Başarısız öğrenci yoktur, doğru iletişim kurulamamış öğrenci vardır.” ve “Her çocuk bir sonuçtur.” yaklaşımını Ali Kış’ın kendi anlatımıyla dinleyin.

Ali Kış, Beyaz TV’de öğrenci davranışlarının görünen sonuçların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini anlatıyor.

Önce bağ kurmak gerekir

Bir öğrencinin hayatına girmekle onun hayatında gerçekten var olmak aynı şey değildir. Bir çocukla aynı odada bulunabilir, ona ne yapması gerektiğini anlatabilir, program hazırlayabilir, derslerini takip edebilirsiniz. Fakat arada gerçek bir bağ oluşmamışsa bütün bunlar öğrencinin dünyasının dışında kalabilir.

Bağ kuramadığımız, iletişim kuramadığımız bir insanın hayatında çoğu zaman yalnızca fiziksel olarak bulunuruz. Duygusal anlamda bağ kurabildiğimizde ise onun hayatında gerçek anlamda yer edinmeye başlarız.

Bir öğrencinin dünyasına ulaşabilmek için önce onu tanımak gerekir. Neye güldüğünü, neye öfkelendiğini, neyi sakladığını, hangi konuda geri çekildiğini, ne zaman kendisini kapattığını, hangi cümlede gözlerinin değiştiğini fark edebilmek gerekir.

Öğrenci kendisinin gerçekten görüldüğünü ve duyulduğunu hissettiğinde iletişim başka bir yere taşınır. Çalışmanın başladığı yer de tam olarak burasıdır.

6–13 yaş: Oyun

Çocuğun dünyasına yetişkinlerin diliyle girilmez. 6–13 yaş grubunda oyun, yalnızca zaman geçirilen bir etkinlik değildir. Çocuğun kendisini ifade ettiği, ilişki kurduğu, güven geliştirdiği ve karşısındaki yetişkini kendi dünyasına kabul ettiği doğal bir iletişim alanıdır.

Bazen bir çocuğun söyleyemediği şeyi oynadığı oyunda görmek mümkündür. Bazen uzun bir konuşmanın kuramadığı ilişkiyi birkaç dakikalık oyun kurabilir. Bu yaş grubunda bağın kapısını çoğu zaman oyun açar.

13–18 yaş: Etkile, cesaret ver, harekete geçir.

Ergenlik döneminde ilişki biçimi değişir. Bu yaş grubundaki bir genç ne yapması gerektiğini çoğu zaman zaten duymuştur: “Ders çalış.”, “Telefonu bırak.”, “Daha düzenli ol.”, “Geleceğini düşün.”

Sorun çoğu zaman bu cümleleri hiç duymamış olması değildir. O cümlelerin artık onda bir karşılık oluşturmamasıdır.

Etkile: Öğrencinin dikkatine, düşüncesine ve dünyasına ulaşabilecek bir iletişim kur.

Cesaret ver: Yapabileceğine inanması için boş övgüler değil, gerçek dayanaklar oluştur.

Harekete geçir: Konuşmanın davranışa dönüşmesini sağla.

Bir öğrencinin hayatındaki değişim, çoğu zaman doğru cümleyi duymasıyla değil, o cümlenin kendisine söylendiğini hissetmesiyle başlar.

Ali Kış Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık

Ali Kış Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık, Ankara’da 6–18 yaş arasındaki çocuk ve gençlerle öğrenci danışmanlığı alanında çalışmaktadır.

Öğrencinin okul ve sınav yaşamı; günlük düzeninden, ailesiyle ilişkisinden, sosyal çevresinden ve kendi iç dünyasından ayrı değerlendirilmez.

Kurumumuzda bir psikolog ve bir sosyolog görev almaktadır.

Çalışma sürecinde öğrencinin akademik durumu kadar günlük yaşamı, çalışma alışkanlığı, sorumluluk alma biçimi, zaman kullanımı, ekran ilişkisi ve kendisini ifade etme biçimi de değerlendirilir.

“Bireysel Gelişim Sistemi”

30 yılı aşan eğitim deneyiminin içinde çok farklı öğrencilerle karşılaşıldı. Çok zeki olduğu hâlde çalışmayanlar, saatlerce masa başında kaldığı hâlde ilerleyemeyenler, sınavda bildiklerini kullanamayanlar, ailesiyle her akşam aynı tartışmayı yaşayanlar, ne yapması gerektiğini bildiği hâlde başlayamayanlar ve zaman içinde kendisini “tembel”, “başarısız” ya da “sorumsuz” olarak tanımlamaya başlayan çocuklar.

“Bireysel Gelişim Sistemi”, yıllar içinde biriken bu gözlemlerin ve deneyimlerin sonucunda oluştu. Çünkü aynı yaşta, aynı sınıfta ve benzer akademik düzeyde olan iki öğrencinin ihtiyacı aynı olmayabilir.

Birinin ihtiyacı çalışma disiplini olabilir. Bir diğerinin ihtiyacı yeniden güven duymaktır. Bir başkasının akademik sorun gibi görünen problemi, günlük yaşamındaki düzensizliğin sonucu olabilir. Öğrenciyi tanımadan yönteme karar vermek bu nedenle eksik kalır.

Çalışma İlkelerimiz

1. DİNLE

Öğrencinin söylediği kadar söylemediği de önemlidir. Cümlelerin arkasındaki ihtiyacı, kaygıyı, isteği veya direnci anlayabilmenin ilk yolu dinlemektir.

2. ANLA

Görünen davranışın nedenini anlamadan verilen çözüm çoğu zaman kısa süreli olur. Öğrencinin yaşı, okul yaşamı, aile ilişkileri, günlük düzeni ve geçmiş deneyimleri birlikte değerlendirilir.

3. AÇIKLA

Öğrenci ne yaşadığını, neden zorlandığını ve bundan sonra ne yapacağını anlayabilmelidir. Aile de sürecin nedenini ve kendi rolünü bilmelidir.

4. TAHMİN ET

Öğrencinin bir sonraki davranışını, hangi noktada zorlanacağını ve nerede geri çekilebileceğini önceden görebilmek gerekir. Böylece sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, sorun oluşmadan önce hazırlık yapılabilir.

5. KONTROL ET

Kararlaştırılanların uygulanıp uygulanmadığı takip edilir. Uygulanmayan bir programın neden uygulanmadığı yeniden değerlendirilir. Gerekirse yöntem değişir. Amaç öğrenciyi bir programa uydurmak değil, öğrenciye uygun çalışan sistemi bulmaktır.

Bir öğrenciyle çalışma nasıl başlar?

Her öğrenci aynı nedenle gelmez. Bir öğrenci LGS ya da YKS sürecini yönetmekte zorlanırken bir başkası dersin başına oturamıyor olabilir. Bir diğerinde telefon kullanımı, uyku düzeni veya aile içindeki çatışmalar okul yaşamının önüne geçmiş olabilir.

İlk aşamada öğrencinin ve ailenin yaşadığı tablo bütün olarak değerlendirilir. Öğrencinin günlük düzeni, okul yaşamı, çalışma alışkanlıkları, güçlü olduğu alanlar ve zorlandığı noktalar belirlenir. Ardından o öğrenciye ait bir çalışma ve takip düzeni oluşturulur.

Süreç içinde yapılanlar kadar yapılamayanlar da incelenir. Çünkü bazen yapılamayan bir görev, öğrenciyi anlamak için yapılan görevden daha fazla bilgi verir.

Bizim için başarı

Başarı yalnızca bir sınav puanından ibaret değildir. Bir öğrencinin kendi çalışma düzenini kurabilmesi, sorumluluk alabilmesi, karar verebilmesi, düşündüğünü ifade edebilmesi ve zamanı geldiğinde kendi hayatının direksiyonuna geçebilmesi de bu sürecin parçasıdır.

Sürekli arkasından hatırlatılan bir çocuk yerine, ne yapması gerektiğini bilen bir genç. Sürekli kontrol edilen bir öğrenci yerine, kendi davranışını kontrol edebilen bir genç. Kararları başkaları tarafından verilen bir çocuk yerine, düşünerek karar verebilen ve kararının sonucunu taşıyabilen bir genç.

Ulaşılmak istenen nokta budur.

Ailenin yeri

Birçok evde aynı cümleler her gün yeniden söylenir: “Dersine başla.”, “Telefonu bırak.”, “Yarın sınavın var.”, “Kaç soru çözdün?”

Bir süre sonra ders konusu, çocukla anne-baba arasındaki ilişkinin önüne geçebilir. Ailenin görevi evin içinde sürekli öğretmen veya denetçi olmak değildir.

Çocuğun sorumluluğunu zaman içinde kendisinin taşıyabileceği bir düzen kurulması gerekir. Böylece aile yeniden yalnızca ders konuşulan bir yer olmaktan çıkar.

30 yılı aşan bir eğitim yolculuğu

Bugün kullanılan yaklaşım, bir masa başında yazılmış teoriden doğmadı. Yıllar boyunca öğrencilerle, ailelerle, öğretmenlerle ve farklı eğitim süreçleriyle yaşanan deneyimlerin içinde oluştu.

Ali Kış’ın öğrencilik yıllarından başlayan, eğitim hayatıyla devam eden ve bugün “Bireysel Gelişim Sistemi”ne dönüşen bu yolculuğun ayrı bir hikâyesi var.

Ali Kış’ın Hikâyesini Okuyun

Önce çocuğunuzu konuşalım

Bir öğrenciyi değiştirmeye çalışmadan önce onu anlamak gerekir. Bazen ilk ihtiyaç yeni bir program değildir. Doğru soruyu sormaktır.

Bir kahve içelim, çocuğunuzu konuşalım.

Ekibimiz

Uzman Kadromuz

Ali Kış

Ali KIŞ

Kurucu & Sosyolog
Ogün TURAL

Ogün TURAL

Kurucu & Psikolog
Bir psikolog ve bir sosyolog görev almaktadır.

Ali Kış’ın Ödül Törenleri: 2025 ve 2026

Ali Kış, 20 Aralık 2025’te Ankara’da ve 16 Şubat 2026’da İstanbul’da düzenlenen iki ayrı ödül töreninde ödüllendirildi.

2025 Yılı En’leri Ödül Töreni

Tarih:
Yer: Ankara Hilton
Düzenleyen: 332 Plus
Ödülü takdim edenler: Kadir Çöpdemir ve Nefise Karatay

Uluslararası Marka ve Vizyon Ödülleri Ödül Töreni

Tarih:
Yer: İstanbul Ramada Encore by Otel
Düzenleyen: Marinel Medya
Ödülü takdim edenler: Demet Şener ve Onur Kırış

eduact