7. ve 8. sınıf öğrencileri için çalışma düzeni, deneme analizi, süre yönetimi ve sınav sürecinin birebir takibi.
3 kısa adım. Öğrencinizin mevcut durumunu anlayalım ve size uygun şekilde dönüş yapalım.
LGS’yi yalnızca öğrencinin ne kadar bilgi bildiğini ölçen bir sınav olarak görmek eksik kalır. Öğrencinin bildiğini sınav sonucuna çevirebilmesi için başka becerilere de ihtiyacı vardır.
LGS; belirlenen süre içinde bir işi tamamlayabilme, baskı altında performans gösterebilme, beklenmedik bir sorunla karşılaştığında kendi kararını verebilme ve sınavın tamamını planlayabilme becerisini de sınar. Akademik bilgi, bu becerilerle birlikte sınav sonucuna yansır.
Öğrenci matematik konusunu biliyor olabilir. Fakat zor bir soruda gereğinden fazla zaman harcıyorsa, arka arkaya iki soruda hata yaptığında kontrolünü kaybediyorsa, hangi soruyu bırakıp hangisine geri döneceğini bilmiyorsa veya kitapçığı son dakikada bitirip kontrol için zaman bırakamıyorsa bildiği bilgi sınav sonucuna aynı ölçüde yansımayabilir.
Bu nedenle bizim için sınavı yetiştirmek tek başına yeterli değildir. Öğrencinin ilk çözümünü planlı biçimde tamamlayıp kendisine maksimum geri dönüş süresi yaratabilmesi gerekir. Bu süre içinde boş bıraktığı sorulara dönebilmeli, yaptığı işlemleri yeniden kontrol edebilmeli ve cevaplarını optik forma doğru geçirip geçirmediğini inceleyebilmelidir.
Aynı şey deneme sonuçları için de geçerlidir. Beş farklı denemede benzer soru aralıklarında veya aynı beceri alanında yanlış yapan bir öğrenciye yalnızca daha fazla soru vermek sorunu çözmeyebilir. Tekrar eden yanlışın izini sürmek, nedenini bulmak ve öğrencinin bir sonraki denemede aynı noktada ne yaptığını yeniden görmek gerekir.
Biz LGS hazırlığını bu yüzden yalnızca konu öğrenme ve soru çözme süreci olarak görmüyoruz. Öğrencinin zamanı yönetmesini, baskı altında karar vermesini, kendi sınav davranışını tanımasını, hata sonrasında toparlanmasını ve sınav boyunca kontrolü mümkün olduğunca elinde tutmasını istiyoruz.
Asıl mesele öğrencinin ne kadar çalıştığı değil; öğrendiğini sınav anında ne kadar kullanabildiğidir.
LGS sürecinin merkezinde öğrenci vardır. Öğrencinin kendisini başkalarının yönettiği biri olarak değil, sınav sürecinin karar veren, sorumluluk alan ve sonucu üzerinde etkisi bulunan aktörü olarak görmesini istiyoruz.
Çünkü LGS hazırlığı sınav sabahı başlamaz. Okul dersleri, günlük çalışma düzeni, soru çözümü, MEB kazanım testleri, branş denemeleri, genel LGS denemeleri, süre çalışmaları ve sınav günü birbirinden bağımsız parçalar değildir. İlk hazırlık gününden sınavdaki son sorunun çözüldüğü ana kadar bütün süreci tek bir yolculuk olarak ele alıyoruz.
Bu yolculukta öğrenci, aile ve öğretmen birbirini tamamlayan üç taraftır. Ailenin desteğini, evde sürekli ders ve soru denetimine dönüşmeyecek biçimde konumlandırıyoruz. Öğrencinin kendi sorumluluğunu taşımasını, öğretmenin akademik alanı yönetmesini, anne-babanın ise çocuğunun yanında güven veren bir yerde durmasını istiyoruz. Böylece sınav hazırlığının evde gereksiz bir çatışma alanına dönüşmesinin önüne geçmeye çalışıyoruz.
Öğrencinin önüne bütün çalışmaları aynı anda koymuyoruz. Her etkinliği öğrencinin bulunduğu döneme ve ihtiyacına göre sürece dahil ediyoruz. Ders dinleme, soru bankası çalışmaları, MEB kazanım testleri, branş denemeleri, genel LGS denemeleri ve süre baskısı çalışmaları için doğru zamanı belirliyoruz.
Öğrenci yalnızca ne yapacağını değil, neden o çalışmayı o dönemde yaptığını da biliyor.
Denemelerde yalnızca nete bakmıyoruz. Öğrencinin kitapçığı hangi sırayla çözdüğünü, hangi soruda ne kadar süre kullandığını, nerede zaman kaybettiğini, hangi soruyu bırakıp hangisine geri döndüğünü, hangi bölümlerde hızlandığını ve hangi yanlışların tekrar ettiğini inceliyoruz.
Bir öğrencinin ilk bölümde çok hızlı ilerleyip sınavın sonunda süre kaybetmesiyle, zor sorularda gereğinden fazla zaman harcayıp kolay sorulara dönememesi aynı problem değildir. Bu nedenle herkese aynı sınav stratejisini vermiyoruz.
Bu strateji, o öğrencinin kendi denemelerinden çıkar. Soru sırası, süre kullanımı, hangi soruda ne kadar beklediği, hangi bölüme ne zaman geri döndüğü ve sınavın hangi aşamasında hata yapmaya başladığı birlikte incelenir.
Başka bir öğrencide işe yarayan çözüm sırası, süre dağılımı veya geri dönüş planı bu öğrenci için doğru olmayabilir. Çünkü sınav kitapçığını yanıtlama stratejisi, öğrencinin kendi sınav davranışından doğmalı ve o öğrenciye ait olmalıdır.
Bu stratejinin içinde yalnızca soruları çözmek yoktur. Öğrencinin ilk çözüm turunu planlı biçimde tamamlamasını ve kendisine mümkün olan en geniş geri dönüş süresini bırakmasını istiyoruz.
Amaç yalnızca kitapçığı verilen süre içinde bitirmek değildir. Amaç, sınavın tamamını yönetebilmektir.
Çünkü bazen sınav sonucunu öğrencinin bilmediği bir soru değil; dönmediği bir boş, fark etmediği bir işlem hatası veya optiğe yanlış aktardığı bir cevap değiştirebilir.
Her deneme, öğrencinin bir sonraki adımını gösteren gerçek bir yol haritasıdır.
Her deneme bize öğrencinin nerede olduğunu gösterirken, bir sonraki çalışmanın nereden başlaması gerektiğini de söyler. Hangi konuya geri dönülecek, hangi soru türü yeniden çalışılacak, hangi beceri güçlendirilecek, süre baskısı ne zaman artırılacak, hangi yanlış yeniden kontrol edilecek ve bir sonraki denemede özellikle hangi alan izlenecek; bütün bunlar denemenin ortaya çıkardığı tabloya göre belirlenir.
Bu nedenle deneme yalnızca geçmiş performansın sonucu değildir. Bir sonraki çalışma döneminin planını belirleyen aktif bir çalışma aracıdır. Öğrencinin bugün yaptığı yanlış, doğru analiz edildiğinde yarının çalışma hedefini oluşturur.
LGS sürecinde öğrencinin sınav performansını geliştirirken, bu süreçte kazandığı bazı becerilerin sınavdan çok daha uzun süre onunla kalmasını da önemsiyoruz.
Çalışmalarımızın sonunda öğrencinin;
istiyoruz. Çünkü sınava hazırlanan çocuk aynı zamanda büyüyor. Karar veriyor, hata yapıyor, yeniden deniyor, baskı altında kendisini tanıyor ve yapabildiklerini gördükçe kendi gücünü fark ediyor.
Bu nedenle çocuğun akademik hayatını sosyal ve psikolojik gelişiminden ayrı görmüyoruz. Bugün kazandığı çalışma disiplini, karar verme biçimi, mücadele alışkanlığı ve sorumluluk duygusunun ilerleyen yıllarda da ona eşlik etmesini istiyoruz.
LGS birkaç ay süren bir sınav yolculuğudur. Biz ise çocuğunuzun önündeki 40 yılın davranış altyapısına da yatırım yapıyoruz.
Sınavı yönetmeyi öğrenen öğrenci, zamanla kendi hayatını da yönetmeyi öğrenir.
Bir sınav kitapçığını verilen süre içinde bitirmek, sınavı doğru yönetmek anlamına gelmez. Öğrencinin asıl kazanması gereken becerilerden biri, ilk çözüm turunu planlı biçimde tamamlayarak sınavın sonunda kendisine mümkün olan en geniş geri dönüş süresini bırakabilmesidir.
Bu süre; boş bırakılan sorulara yeniden dönmek, işlem yapılan soruları kontrol etmek ve kitapçıktaki cevapların optik forma doğru aktarılıp aktarılmadığını incelemek için kullanılır. Öğrenci böylece sınavın son dakikalarını bekleyen değil, neyi hangi sırayla kontrol edeceğini bilen bir sınav davranışı geliştirir.
Amaç yalnızca kitapçığın yetişmesi değildir. Öğrencinin sınav süresi içinde çözme, geri dönme ve kontrol etme aşamalarının tamamını yönetebilmesini hedefliyoruz.
Çünkü sınav sonucunu bazen bilinmeyen bir soru değil; geri dönülmeyen bir boş, fark edilmeyen bir işlem hatası veya optiğe yanlış aktarılan bir cevap değiştirir.
Öğrencinin bir konuyu bilmesi, sınav anında o bilgiyi doğru kullanabileceği anlamına gelmez. Süre ilerlerken, zor bir soruyla karşılaştığında ya da peş peşe birkaç soruda tereddüt yaşadığında düşünme biçimi ve kararları değişebilir.
Denemeler boyunca öğrencinin bu anlarda nasıl davrandığını takip ediyoruz. Amaç; baskı arttığında acele etmek, donup kalmak ya da kontrolü kaybetmek yerine zamanı yönetebilmesi, karar verebilmesi ve bildiklerini sınav performansına aktarabilmesidir.
Deneme, öğrencinin yalnızca kaç doğru ve yanlış yaptığını gördüğü bir sınav değildir. Öğrencinin süreyi nasıl kullandığını, zorlandığı soruda nasıl davrandığını, hangi yanlışları tekrar ettiğini ve sınav sonrasında kendi performansına nasıl baktığını öğrenmesi gereken bir çalışma alanıdır.
Süreç içinde öğrencinin denemeye girme, denemeyi tamamlama, sonucunu inceleme ve yaptığı yanlışın nedenini anlayarak yeniden çalışma alışkanlığını geliştirmeyi hedefliyoruz. Böylece deneme, sonucu öğrenilen bir sınav olmaktan çıkıp öğrencinin kendisini geliştirdiği düzenli bir çalışma aracına dönüşür.
Bir öğrencinin bir sonraki versiyonuna geçişi, zaten yaptıklarını tekrar etmesiyle değil; yapamadıklarını yapabilir hâle gelmesiyle mümkündür.
Bu nedenle branş denemelerinde ve genel LGS denemelerinde yapılan her yanlış, boş bırakılan her soru bizim için ayrı bir çalışma konusudur.
Yanlış ve boş sorular “İlgilenilecekler” başlığı altında tek tek incelenir. Öğrencinin o soruda neden zorlandığı belirlenir; eksik bilgi, yanlış işlem, dikkat hatası ya da soruyu yorumlama biçimi üzerinden yeniden çalışılır.
Amaç denemenin sonucunu kaydetmek değildir. Amaç, öğrencinin bugün yapamadığı bir soruyu bir sonraki karşılaşmasında çözebilir hâle gelmesidir.
Çünkü bizim için deneme analizi, kaç yanlış yapıldığını görmekten çok, o yanlışların tekrar edilmemesini sağlamaktır.
Öğrencimizin önünde genel bir LGS denemesi var. Türkçe testini çözüyor ve iki yanlış yapıyor.
İki yanlış, tek başına bakıldığında olağan görülebilir. Fakat bu öğrencinin beşinci denemesi ve önceki dört denemeyi de yan yana koyduğumuzda başka bir tablo görüyoruz:
Öğrencinin Türkçedeki bir ya da iki yanlışı, beş denemedir ağırlıklı olarak 11. ile 16. sorular arasında gerçekleşiyor.
İşte deneme analizi burada başlıyor.
Önce bu soru aralığındaki yanlış ve boşların tamamını “İlgilenilecekler” bölümüne alıyoruz. Son beş denemedeki 11–16. soruları tek tek karşılaştırıyoruz. Soruların hangi beceriyi ölçtüğünü, öğrencinin hangi soruda hangi seçeneğe yöneldiğini ve yanlışların ortak bir nedeni olup olmadığını inceliyoruz.
Çünkü sorun “Türkçeden iki yanlış yapmak” olmayabilir. Aynı bölümde tekrar eden yanlışların arkasında paragrafı yorumlama, seçenekler arasındaki ince farkı ayırt etme, görsel ya da sözel çıkarım yapma, soru kökünü eksik okuma veya testin o bölümünde oluşan dikkat değişimi bulunabilir. Bunun hangisi olduğunu tahmin etmiyoruz; öğrencinin beş denemedeki cevaplarına bakarak belirliyoruz.
Ardından çözüm o öğrenciye göre hazırlanıyor.
Örneğin inceleme sonunda yanlışların uzun paragraf ve çıkarım sorularında toplandığını görürsek öğrenciye rastgele daha fazla Türkçe sorusu vermiyoruz. Önce geçmiş denemelerde yapamadığı sorular yeniden çalışılıyor. Ardından aynı beceriyi ölçen benzer sorular seçiliyor. Öğrenci bu soru tipini neden yanlış yaptığını açıklayabilir ve benzer soruları doğru çözebilir hâle gelene kadar takip devam ediyor.
Bir sonraki denemede gözümüz yine aynı yerde: 11–16. sorular.
Yanlış aynı biçimde tekrar ediyorsa çalışma yeniden düzenleniyor. Sorun ortadan kalkmışsa öğrencinin bir önceki denemede yapamadığı bir alan artık yapabildiği alana dönüşmüş oluyor.
Bizim için deneme analizi tam olarak budur: Yanlış sayısını kaydetmek değil, tekrar eden yanlışın nedenini bulmak ve o yanlışı öğrencinin yapabildiği bir beceriye dönüştürmek.

Yıllardır öğrenciler ve ailelerle çalışırken en sık karşılaştığım durumlardan biri şu oldu: Sınav yaklaştıkça anne-babalar, çoğu zaman farkında olmadan çocuklarının öğretmeni, takipçisi ve denetleyicisi hâline gelebiliyor.
“Dersini yaptın mı?”, “Kaç soru çözdün?”, “Neden bu kadar telefondasın?”, “Denemen nasıl geçti?”, “Bu yanlışları neden yaptın?” gibi sorular zamanla çocuğun çalışma hayatının neredeyse tamamını evin gündemine taşıyabiliyor.
Bir çocuğun öğretmene ihtiyacı olduğu kadar anne ve babasına da ihtiyacı vardır. Anne-babanın en önemli görevlerinden biri, anne-baba olarak kendi yerini koruyabilmesidir.
Ders çalışma düzeni, soru çözümü, deneme analizi, süre kullanımı, ekran alışkanlığı ve sınav stratejisi uzman eşliğinde düzenli olarak takip edildiğinde, anne-babanın sürekli kontrol etmek zorunda kaldığı alanlar azalır. Böylece ev, sınavın ikinci sınıfına dönüşmez; çocuk ile anne-baba arasındaki ilişki yalnızca ders ve başarı üzerinden kurulmaz.
Ben sınav sürecini yalnızca öğrencinin yönetmesi gereken bir dönem olarak görmüyorum. Öğrenci, aile ve öğretmenin aynı sürecin içinde fakat farklı sorumluluklarla yer aldığı bir yapı olarak görüyorum.
Öğrencinin sorumluluğu kendi sürecini taşımayı öğrenmektir. Öğretmen ve danışmanın sorumluluğu öğrenciyi izlemek, ihtiyaç duyulan müdahaleleri zamanında yapmak ve önündeki yolu görünür hâle getirmektir. Anne-babanın yeri ise çocuğunun yanında güven veren anne ve baba olarak kalabilmektir.
Çünkü sınav dönemindeki gerginliklerin önemli bir bölümü, sınavın kendisinden çok sınavın evdeki bütün ilişkileri yönetmeye başlamasıyla büyüyebilir.
Benim için iyi yönetilen bir sınav süreci yalnızca net veya sonuç değildir. Öğrencinin olduğu kadar evdeki bütün bireylerin de bu dönemi daha sağlıklı yaşayabilmesidir.
bir sınav sürecinin yönetiminde en az akademik takip kadar önemlidir.
Bir denemede tekrar eden yanlışı nasıl önceden görmeye çalışıyorsak; aile içindeki gerilimi, öğrencinin motivasyonundaki değişimi, süre baskısını, ekran kullanımındaki değişimi veya sınav kaygısını da büyüdükten sonra değil, mümkün olduğunca erken fark etmek gerekir.
Benim için süreç yönetimi; problemi büyüdüğünde çözmeye çalışmak değil, yaklaşmakta olan problemi fark edip öğrenciyi ve ailesini ona hazırlayabilmektir.
LGS birkaç aylık bir sınav sürecidir. Ancak bu dönemde çocuğun anne-babasıyla kurduğu ilişki, sorumluluk alma biçimi, mücadele gücü, karar verme alışkanlığı ve kendi gücünü tanıması sınavdan çok daha uzun süre onunla kalabilir.
Bu nedenle bugün yalnızca bir sınavı yönetmiyoruz. Çocuğun akademik, sosyal ve psikolojik hayatına dokunurken, önündeki yıllarda kullanacağı davranışların temelini de güçlendirmeye çalışıyoruz.
Çocuğun sınavını yönetmek yerine, çocuğun kendi sınavını ve zamanla kendi hayatını yönetebileceği bir sistem kurmak gerekir.
Copyright © Ali Kış Eğitim. Tüm Hakları Saklıdır. | Powered by KÖK CREATIVE MEDIA
LGS Sürecinde Hangi Kazanımları Hedefliyoruz?
Sınav Kaygısını Yönetme ve Kendine Güven
Öğrencinin sınav kaygısını tamamen ortadan kaldırmayı vaat etmiyoruz. Hedefimiz; öğrencinin deneme ve sınav sırasında zamanı kullanabilmesi, zor bir soruda takılıp kalmaması, hata yaptığında toparlanabilmesi ve bildiklerini daha kontrollü biçimde kullanabilmesidir.
Zaman Yönetimi ve Soru Çözme Stratejisi
Öğrencinin bildiklerini sınav sonucuna aktarabilmesi için zamanı doğru kullanması gerekir. Denemelerde soru sırası, takıldığı sorudan çıkabilme, kalan süreyi kontrol etme ve yanlışların nedenlerini analiz etme alışkanlıklarını takip ediyoruz. Hedef, öğrencinin sınav süresini daha kontrollü kullanması ve performansını geliştirmesidir.